6 Şubat 2025 Perşembe

Mutluluk Nedir?

Mutluluk Nedir?


Şüpesisz ki herkes iin aynı anlamı taşımamaktadır.

Mutluluk, neşe, tatmin, memnuniyet ve doyum hisleriyle karakterize edilen duygusal bir durumdur. Mutluluğun anlamı kişiden kişiye değişebilir, ancak genellikle olumlu duygular ve yaşam doyumu içerdiği şeklinde tanımlanır. Mutluluğun iki temel bileşeni vardır: duyguların dengesi ve yaşam memnuniyeti. Mutlu insanlar genellikle olumsuzdan daha çok olumlu duygu deneyimlerler ve hayatlarından memnundurlar.



Mutluluğun birçok işareti vardır, ancak bazı temel belirtileri şunlardır:

  • İstediğiniz hayatı yaşadığınızı hissetmek
  • Akışa uymak ve hayatı olduğu gibi kabul etmeye istekli olmak
  • Yaşam koşullarınızın iyi olduğunu hissetmek
  • Diğer insanlarla olumlu, sağlıklı ilişkiler kurmak
  • Hayatta istediklerinizi başardığınızı (veya başaracağınızı) hissetmek
  • Hayatınızdan memnun hissetmek
  • Olumsuzdan daha çok olumlu hissetmek
  • Yeni fikirlere ve deneyimlere açık olmak
  • Kendinize iyi bakın ve kendinize şefkat ve merhametle davranın
  • Minnettarlık yaşamak
  • Hayatınızı anlam ve amaç duygusuyla yaşadığınızı hissetmek
  • Mutluluğunuzu ve sevincinizi başkalarıyla paylaşmak istemek

Mutluluk, sürekli bir zevk ve heyecan hali değildir. Bunun yerine, olumsuz olanlardan daha fazla olumlu duygu deneyimlemenin genel bir duygusudur. Mutlu insanlar zaman zaman öfke, hayal kırıklığı, can sıkıntısı, yalnızlık ve hatta üzüntü gibi insan duygularının tüm yelpazesini hissederler. Ancak rahatsızlıkla karşı karşıya kaldıklarında bile, her şeyin daha iyi olacağına, olan bitenle başa çıkabileceklerine ve tekrar mutlu hissedebileceklerine dair temel bir iyimserlik duygusuna sahiptirler.

Mutluluğun birçok farklı türü vardır. Örneğin, antik Yunan filozofu Aristoteles iki farklı mutluluk türü arasında bir ayrım yapmıştır: hedonia ve eudaimonia. Hedonia hazdan kaynaklanan mutluluktur, eudaimonia ise erdem ve anlam aramaktan kaynaklanan mutluluktur. Mutluluğun bir diğer sınıflandırması ise sevinç, heyecan, minnettarlık, gurur, iyimserlik ve memnuniyet gibi duyguları içerir.

Mutluluğu geliştirmek için yapabileceğiniz birçok şey vardır. İşte bazı ipuçları:

  • İçsel hedefleri takip edin
  • Anın tadını çıkarın
  • Olumsuz düşünceleri yeniden çerçeveleyin
  • Sosyal karşılaştırmadan kaçının
  • Güçlü ilişkiler geliştirin
  • Düzenli egzersiz yapın
  • Minnettarlığınızı gösterin
  • Bir amaç duygusu bulun

Mutluluk, yaşamın birçok farklı alanında olumlu sonuçları olan önemli bir duygudur. Mutlu insanlar daha sağlıklı, daha üretken ve daha başarılı olma eğilimindedirler. Mutluluğunuzu geliştirmek için yukarıdaki ipuçlarını izleyerek daha iyi bir yaşam kalitesine sahip olabilirsiniz.

16 Ocak 2025 Perşembe

İşyerinde Nesiller Arası İletişim Uçurumunu Kapatmanın 10 Yolu

 İşyerinde Nesiller Arası İletişim Uçurumunu Kapatmanın 10 Yolu

Dünyaca ünlü Forbes Dergisinin, işyerinde artık 5 farklı kuşağın bir arada çalışması konusundaki bir yazısını sizlerle paylaşmak istedim. Yazının kaynak linki aşağıdadır.  




Günümüz iş gücü, inanç sistemleri ve yaşam tarzlarındaki büyük farklılıklara rağmen, beş jenerasyona kadar insanın birlikte çalıştığı dinamik bir yapıdadır. Filmlerde, televizyon programlarında ve reklamlarda sıklıkla komik bir unsur olarak tasvir edilse de günümüz iş yerindeki kuşaklar arası iletişim boşluğu önemlidir ve ciddi bir sorun olabilir.

Ekip iş birliğini, kişisel bağlantıyı güçlendirmek ve üretkenliği en üst düzeye çıkarmak için, herkes için boşluğu kapatmak esastır. Burada, Forbes İnsan Kaynakları Konseyi'nden 10 uzman, insanları bir araya getirirken ve birbirlerine karşılıklı saygıyı teşvik ederken esnek bir Z Kuşağı dostu ortamı sürdürmenin çeşitli yollarını tartışıyor.

1. Esnek Çalışma Ortamı Sağlayın

Bu, çeşitli iletişim kanallarını içeren esnek bir çalışma ortamı sağlanarak gerçekleştirilebilir. Çalışanların sanal olarak bir araya gelip iş birliği yaptığı karma bir çalışma modeli, Z kuşağına istedikleri esnekliği sunar. Ancak, ara sıra yapılan ofis toplantıları, yaşlı çalışanların alışkın olduğu yüz yüze iş birliğini sunarak, farklı iletişim stilleri için birden fazla çıkış noktası sağlar. - John Feldmann , Insperity

2. Topluluğun Gücünü Güçlendirin

Ekip üyeleri arasındaki yaş farkı ne olursa olsun, topluluk ve bağlantının gücü boşluğu kapatmaya yardımcı olacaktır. Bunu kolaylaştırmanın bir yolu da yakınlık gruplarıdır. Bu gruplar, farklı nesillerden çalışanların ortak ilgi alanları veya geçmişleri üzerinden bir araya gelmelerini ve bağlantı kurmalarını sağlar. Bu, işte daha iyi iletişime yol açan bir ekip oluşturma yöntemidir. - Deb Myers , Newfold Digital

3. İletişim Tercihlerini Karşılayın

Liderlerin, anketler yaparak ve bu tercihleri ​​karşılayan seçenekler sunarak çalışanlarının iletişim tercihlerini anlamaları önemlidir. Günümüzün karma dünyasında, iletişim her zamankinden daha önemlidir ve şirketler, katılımı, şeffaflığı ve iş birliğini teşvik eden yeni ve yenilikçi platformları keşfetmelidir. - Kevin Silva , Voya Financial

4. Personelin Nasıl ve Nerede Çalışacağına Karar Vermesine Güvenin

İsteğe bağlılığı önceliklendirin ve çalışanların en etkili şekilde nasıl ve nerede çalışacaklarına karar vermelerine güvenin. Liderlerle, slack, e-posta, tüm personel ve daha fazlası gibi birden fazla kanal aracılığıyla hangi bilgilerin kademeli olarak iletileceği ve temel mesajların güçlendirileceği konusunda net beklentiler belirleyin. Önceden okunanları paylaşarak, bir gündem gerektirerek ve tüm kararları belgelendirerek toplantılarınızın amacı konusunda çok bilinçli olun. Bunu yapmak miktarı azaltacak ve kaliteyi artıracaktır. - Brian Rutkowski , Olive

5. Aidiyet Kültürünü Oluşturun ve Besleyin

İlk kez, ABD'de (ve neredeyse dünyanın her ülkesinde) beş nesil yan yana çalışıyor En iyi kuruluşlar, kapsayıcılığı ve aidiyet kültürünü oluşturmak ve beslemek için proaktif bir şekilde esneklik gösteriyor. En iyi liderler, iş gücünün her bir segmentinin hem benzersiz hem de ortak özelliklerini anlayarak motive etmek ve etkileşim kurmak için bilinçli ve kararlıdır. - MJ Vigil , Medable Inc.

6. Varsaymadan Önce Çalışan Geri Bildirimlerini Ölçün

Chicago'daki Wedding DJ Studio'da çalışan deneyimli bir disk jokeyi yakın zamanda yapılan bir tartışmada şunları söyledi: "Deneyiminiz ne olursa olsun, birinin ne aradığını bildiğinizi varsaymak yerine, onun ihtiyaçları hakkında soru sormak akıllıca olacaktır." Benzer şekilde, sektörler arasında işletmeler, ihtiyaçları varsaymadan önce çalışan (ve müşteri) geri bildirimlerini sürekli olarak ölçmeli ve bunun yerine onların ihtiyaçlarına uygun bir kişiselleştirme düzeyiyle yaklaşmalıdır. - Erald Minga , S4Capital

7. İnsan Merkezli Bir Yaklaşım Kullanın

İnsan odaklı bir yaklaşımı insan stratejisine dahil etmek, nesiller arası kapsayıcılıktır. Tüm gruplardan insanların, kendilerini doğal olarak görünür hissetmelerine yardımcı olacak çeşitli şekillerde işbirliği yapmalarına izin vermek, katılımı ve entegrasyonu teşvik eder. - Loren Rosario-Maldonado , Claro Enterprise Solutions, Inc.

8. Tek Takım Ortamı Yaratın

Çeşitli deneyimleri, beceri setlerini ve mizaçları davet eden ve kurumsal bilgi ve dış bakış açılarının bir karışımını içeren tek bir ekip ortamı yaratmak. Bu bileşenlere sahip işlevler arası proje akışları, en yüksek inovasyon ve ekip sinerjilerine ulaşacaktır. - Britton Bloch , Navy Federal

9. Tüm Nesilleri Yönetmek İçin Liderlere Koçluk Yapın

Bunu ele almanın en iyi yolu, farklı nesillerdeki çalışanları yönetebilmeleri için liderleri eğitmek ve geliştirmektir. Bu, günümüz işyerlerinin büyük liderlerinin, işte önemli olan tüm şeylerde bireysel tercihleri ​​anlama konusunda yetenekli olmaları gerektiği anlamına gelir; iletişim, başarı, tanınma, teşvikler, öğrenme, gelişim, geri bildirim ve daha fazlası. - Katya Daniel , Golden Hippo

10. Özerklik Sunun, Etkileşim Fırsatları Sağlayın

Y kuşağı, kariyerlerinin başlarında yüz yüze iletişim ve mentorluğa değer verdiklerini gösterirken, daha yaşlı çalışanlar programları üzerinde daha fazla özgürlük ve esneklik tercih ediyor. Y kuşağına düzenli olarak birbirleriyle ve daha deneyimli meslektaşlarıyla etkileşim kurma fırsatları sunarken, yüksek düzeyde esneklik ve özerklik sunarak bu iki tercihi de karşılayın. - Laura Spawn , Virtual Vocations, Inc.

 

Makalenin orijinaline ulaşmak için: https://www.forbes.com/councils/forbeshumanresourcescouncil/2022/04/19/10-ways-to-bridge-the-communication-gap-across-generations-in-the-workplace/

29 Aralık 2024 Pazar

Dünya Ekonomik Forumu İşlerin Geleceği Raporu

 Dünya Ekonomik Forumu İşlerin Geleceği Raporu 

Dünya Ekonomik Forumu'nun 2016'daki ilk baskısından bu yana iki yılda bir yayınlanan İşlerin Geleceği Raporu, Dördüncü Sanayi Devrimi'nin işgücü piyasası üzerindeki etkisini izliyor, mesleki bozulma ve büyümenin potansiyel ölçeğini belirliyor ve işlerin gerileyen rollerden yükselen rollere geçişini güçlendirmeye yönelik stratejileri ortaya koyuyor.



İşlerin Geleceği Raporu 2023, işlerin ve becerilerin önümüzdeki beş yıl içinde nasıl gelişeceğini araştırıyor. Serinin bu dördüncü baskısı, sosyo-ekonomik ve teknoloji trendlerinin geleceğin iş yerini nasıl şekillendireceğine dair yeni içgörüler sağlamak için işveren beklentilerinin analizine devam ediyor.

2023 İşlerin Geleceği Raporu'nun özü, dünyanın en büyük işverenlerinin 2023-2027 dönemi için iş eğilimleri ve yönleri hakkında beklentilerini içeren benzersiz bir anket tabanlı veri kümesine dayanmaktadır. Bu yılki rapor, 27 endüstri kümesinde ve tüm dünya bölgelerinden 45 ekonomide toplamda 11,3 milyondan fazla çalışanı istihdam eden 803 şirketin bakış açısını bir araya getiriyor.

World Economic Forum'un "2023 İşlerin Geleceği Raporu’na göre, önümüzdeki yıllarda iş dünyasında başarılı olmak için en çok önem kazanacak beceriler arasında analitik düşünme, yaratıcı düşünme, teknolojik okuryazarlık ve özellikle yapay zeka ile büyük veri kullanımı yer alıyor. Rapor, şirketlerin %44'ünün iş gücünün yeteneklerinin 2027 yılına kadar yenilenmesi gerektiğini belirttiğini vurguluyor.

Bunun yanı sıra, çevre bilinci ve sürdürülebilirlik becerileri de giderek önem kazanıyor. Yeşil dönüşüm ve iklim değişikliği ile mücadele yatırımları iş gücü piyasasında yeni fırsatlar yaratıyor. Özellikle yenilenebilir enerji mühendisleri ve çevre koruma uzmanları gibi rollerin talep görmesi bekleniyor.

Bu becerilerin gelişiminde hızlı yeniden beceri kazandırma ve yeniden eğitim önemli bir rol oynayacak. 2027'ye kadar işçilerin %60'ının yeni beceriler öğrenmesi gerekecek, ancak mevcut eğitim olanakları bu ihtiyacı karşılamada yetersiz kalıyor. İşverenler, çalışanlarının yeni beceriler kazanmasına yatırım yaparak hem üretkenliği artırmayı hem de işgücü maliyetlerini optimize etmeyi planlıyorlar​.

 

Rapor linki: https://www.weforum.org/publications/the-future-of-jobs-report-2023/

 

11 Aralık 2024 Çarşamba

David Eagleman Beyin Senin Hikayen

 MERMERDE GİZLENMİŞ HEYKEL

Giriş: David Eagleman Beyin Senin Hikayen isimli kitabından önemli bördüğüm bir kısmı ek kaynaklar ile destekleyerek sizlerle paylaşmak istedim. Kitabı da okumanızı tavs,ye ederim. 


    Genç beyinlerdeki esnekliğin sırrı nedir? Bunun yeni hücre oluşumuyla ilgili olduğu söylenemez; hatta çocuk ve yetişkinlerdeki beyin hücrelerinin sayısı aynıdır. İşin sırrı, bu hücrelerin birbirine nasıl bağlandığında yatar. Yeni doğan bir bebeğin nöronları birbirinden oldukça farklı ve bağlantısızdır. Yaşamın ilk iki yılında, aldıkları duyusal bilgilere bağlı olarak nöronlar birbirleriyle çok hızlı biçimde bağlantı kurmaya başlarlar; öyle ki, bebeğin beyninde saniyede yaklaşık iki milyon yeni bağlantı, yani sinaps oluşur. İki yılın sonunda bebekteki sinapsların sayısı yüz trilyonu aşarak, bir yetişkindeki sinaps sayısının iki katına ulaşır.

Beyin, artık bir zirve noktasına ulaşmış ve ihtiyaç duyacağından çok daha fazla bağlantı kurmuş durumdadır. Bu noktada, yeni bağlantıların oluşum süreci, yerini nöral "budama" olarak bilinen bir başka stratejiye bırakacak, yaş ilerledikçe sinapsların yüzde 50 kadarı yavaş yavaş budanıp ortadan kalkacaktır. Peki, hangi sinapslar kalır, hangileri gider? Bir beyin devresinde yerini alıp başarı gösteren bir sinaps güçlenirken, yararlı olmayan sinapslar da zayıflayarak sonunda devre dışı bırakılır. Tıpkı bir ormandaki patikalarda olduğu gibi, kullanmadığınız bağlantıları kaybedersiniz. Bu açıdan bakıldığında, kim olduğunuzu belirleyen süreç, önceden var olan olasılıkların tek tek elenmesiyle tanımlanır. Sizi siz yapan, beyninizde gelişen değil, beyninizde yok edilen şeylerdir aslında.


Yenidoğan beyninde, nöronlar (sinir hücreleri) görece az sayıda bağlantı kurmuşlardır. İlk 2-3 yıl içinde dallanmalar, buna bağlı olarak da hücreler arasındaki bağlantılar giderek artar. Bundan sonra yavaş yavaş "budanan" bağlantılar, yetişkin beyninde sayıca azalır ve güçlenirler.

Çocukluğumuz boyunca, içinde bulunduğumuz ortam beynimizi inceden inceye işler ve olasılıklar bütününü maruz kaldığımız deneyime göre yeniden biçimlendirir. Beynimiz böylece sayıca daha az, ancak daha güçlü bağlantılar oluşturur. Örnek vermek gerekirse, bebekken çevrenizde konuşulan dil (diyelim ki İngilizce ya da Japonca), o dile özgü sesleri işitme becerinizi geliştirirken, diğer dillere özgü sesleri işitme becerinizi de olumsuz yönde etkiler. Sonuçta, Japonya'da doğan bir bebek ile ABD'de doğan bir bebeğin her ikisi de iki dildeki bütün seslere tepki verecek, ancak Japonya'da büyüyen bebek bir süre sonra, sözgelimi R ve L harflerinin betimlediği sesleri ayırt etme becerisini kaybedecektir; çünkü bu iki ses Japonca'da birbirinden ayrılmaz. Özetle, kendimizi içinde bulduğumuz dünya tarafından biçimlendiriliriz.

ERGENLİKTE BEYNİN YAPILANDIRILMASI

Çocukluğun sonuyla ergenliğin başlangıcı arasındaki bir noktada, aşırı üretimin görüldüğü ikinci bir dönem yaşanır. Bu dönemde prefrontal korteksten yeni hücre ve bağlantıların (sinapsların) filizlenmesiyle, yapıya katılacak yeni sinirsel yollar için zemin hazırlanmış olur. Bu bolluk dönemini, yaklaşık on yıl kadar sürecek olan budama süreci izler: Ergenlik yılları boyunca zayıf bağlantılar budanıp ortadan kalkarken güçlüleri de desteklenir. Budama sürecinin bir sonucu da prefrontal korteks hacminin ergenlik dönemi boyunca yılda yaklaşık yüzde 1 oranında küçülmesidir. Bu yıllar içinde devrelerde ortaya çıkan yeni örüntüler, bizi yetişkinliğe giden yolda edindiğimiz deneyimler için hazırlar.

Bu büyük ölçekli değişimlerin yüksek düzeyde akıl yürütme ve dürtü kontrolünde rol oynayan beyin alanlarında gerçekleşmesi nedeniyle, ergenlik derin bilişsel değişimlerin de yaşandığı bir dönemdir. Dürtü kontrolünde önemli rol oynayan "dorsolateral prefrontal korteks" en geç gelişen alanlardan biri olup, yirmili yılların başına kadar yetişkinlerdeki düzeyine ulaşamaz. Tamamlanmamış beyinsel olgunlaşma sürecinin olası sonuçlarını, nörobilimciler işin ayrıntılarını ortaya dökmeden çok önce fark eden araba sigorta şirketleri, genç sürücülerden daha fazla para talep etmektedirler. Benzer biçimde, durumun uzun süredir farkında olan ceza hukuku sistemi de gençleri yetişkinlerden farklı kurallar altında değerlendirmektedir.

ERGENLİK YILLARI

Yakın zaman kadar beyin gelişiminin çocukluk döneminin sonunda büyük ölçüde tamamlanmış olduğu düşünülmekteydi. Şimdi biliyoruz ki, insan beynindeki yapım süreci yaklaşık yirmi beş yaşın sonuna kadar sürer ve her yaşta yeni nöral ağlar kurulmaya devam eder.

Onlu yaşlarda, beyin ağlarının geçtiği yeniden düzenlenme ve değişim süreci, görünen kimliğimizi ciddi biçimde etkilemesi bakımından son derece önemlidir. Vücudumuzun içinde dolanıp duran hormonlar bariz fiziksel değişimlere neden olurken yavaş yavaş yetişkin görünümüne bürünürüz. Bu arada beyin de gözlerden uzak köşesinde aynı derecede büyük değişimlerden geçmektedir. Bu değişimler nasıl davrandığımızı ve dış dünyaya nasıl tepki verdiğimizi derinden etkiler. Değişimlerden biri, yavaş yavaş belirmeye başlayan benlik ve ona paralel olarak da özbilinçle ilgilidir.

Ergenlerde beynin çalışmasıyla ilgili ipuçları yakalamak amacıyla basit bir deney yapmıştık. Yüksek lisans öğrencim Ricky Savjani'nin de yardım ettiği deneyde, gönüllülerden mağaza vitrinindeki bir tabureye oturmalarını istedik. Daha sonra vitrinin perdesini aralayarak, dış dünyayı vitrinden seyreden katılımcıyı gelip geçenlerin şaşkın bakışlarına maruz bıraktık. Gönüllüleri toplum karşısında bu sıkıntılı duruma sokmadan önce, duygusal tepkilerini ölçebilmek için bazı hazırlıklar yapmış ve galvanik deri tepkilerini (galvanic skin response - GSR) ölçmek üzere her birine bir cihaz bağlamıştık. Galvanik deri tepkisi, kaygı düzeyini anlamada yararlı bir göstergedir: Ter bezleriniz ne kadar salgı yaparsa, deri iletkenliğiniz o kadar fazla olacaktır. (Bu, yalan makinesi, ya da poligraf testinde de kullanılan tekniktir.)

Deney katılımcıları hem ergenlik çağındaki gençlerden hem de yetişkinlerden oluşmaktaydı. Yetişkinlerde, tam da bekleneceği gibi, yabancıların bakışları karşısında stres tepkileri gözledik. Ancak aynı deneyim gençlerde toplumsal duyguların aşırı düzeylere fırlamasına neden olmuştu: Kendilerini izleyen yabancılar karşısında çok daha büyük kaygı belirtileri göstermiş, hatta kimi titreme noktasına bile gelmişti.

Yetişkinlerle ergenler arasındaki bu farkın nedeni neydi? Sorunun yanıtı, beynin "medial prefrontal korteks" (mPFC) adı verilen bir bölgesinde yatar. Bu bölge, kendinizi (benliğinizi) -özellikle de belirli bir durumun benliğiniz açısından taşıdığı duygusal önemi- düşündüğünüzde etkinleşir. Harvard Üniversitesi'nden Dr. Leah Somerville ve meslektaşlarının keşfettiği üzere, kişi çocukluktan ergenliğe yol aldıkça, mPFC bölgesi sosyal durumlar karşısında etkinlik artışı göstererek on beş yaş civarında da zirve noktasına ulaşır. Bu noktada, sosyal durum ve yaşantılar büyük duygusal ağırlık taşıdığından, öz bilince dayalı stres tepkileri çok yoğun olur. Bir başka deyişle, kişinin "kendisi" hakkında düşünmesi, yani "öz değerlendirme" ergenlikte büyük öncelik taşır. Yetişkin beyni ise aksine, ayakların yeni bir ayakkabıya alışması misali, benlik duygusuna artık iyice aşina hale gelmiştir. Bu nedenle mağaza vitrininde oturuyor olmak, bir yetişkini aynı ölçüde etkilemez.

Toplumsal iğretilik ve duygusal yönden aşırı duyarlığın ötesinde, ergen beyni risk almaya da ayarlanmıştır. İster hızlı araba sürme ister cinsel içerikli mesajlar gönderme olsun, riskli davranışlar ergen beyni için, yetişkin beynine göre çok daha cezbedicidir. Bu durum, büyük ölçüde ödül ve teşviklere nasıl yanıt verdiğimizle ilişkilidir. Çocukluktan ergenliğe yol aldıkça, zevk arayışıyla ilgili beyin bölgelerinin (ki, bunlardan biri de "akumbens çekirdeği" dir) ödüller karşısında verdikleri tepkilerde artış görülür. Ergenlerde bu çekirdekteki etkinlik düzeyi, yetişkinlerde olduğu kadar yüksektir. Ama asıl önemlisi, ergenlerde "orbitofrontal korteks" adı verilen bölgedeki etkinliğin de çocuklardakiyle hemen hemen aynı düzeyde olmasıdır. Olgun bir zevk arayışı sistemi ile olgunlaşmamış bir orbitofrontal korteksin eşleşmesi ise, ergenlerin duygusal bakımdan aşırı duyarlı olmakla kalmayıp, duygularını dizginlemek konusunda da yetişkinler kadar başarılı olamadıkları anlamına gelir.

 



Ek Bilgi: OFC'nin bir diğer rolünün, davranışı yönlendirmek için kullanılan başkalarının tepkisine dair bir beklenti yaratmak olduğu öne sürülmüştür ( Blair ve Cipolotti, 2000 ). OFC ayrıca, kumar oynarken para kazanma veya kaybetme, tercihlerin temsili veya başkalarını yatıştırıcı etkileşimlerde kullanma gibi ödül veya ceza değerinin büyüklüğünün hesaplanmasında da yer alır (Kaynak: https://www.sciencedirect.com/topics/psychology/orbitofrontal-cortex).

Bunun da ötesinde, Somerville ve ekibi akran baskı-, sının ergen davranışlarında neden zorlayıcı etki gösterdiği konusunda bir fikir ileri sürmüşlerdir: Toplumsal duruşla ilgili düşüncelerde devreye giren beyin alanları (mPFC gibi), güdüleri eyleme dönüştüren diğer beyin alanlarıyla ( "striatum" bölgesi ve oluşturduğu bağlantı ağları) daha güçlü bir ilişki halindedirler. Bu durum, ekibe göre ergenlerin, arkadaşlarının yanında risk al-. maya daha eğilimli hale gelmelerinin nedeni olabilir.

Onlu yaşlarımızda dünyayı algılayış biçimimiz, programına tam tamına uyan değişim halindeki bir beynin ürünüdür. Bu değişimler bizi daha özbilinçli, risk almaya daha eğilimli ve akranlarımızca güdülenmeye daha yatkın hale getirir. Bu noktada, çileden çıkmış anne babalar için önemli bir mesaj var: Ergenlik çağında nasıl biri olduğumuz, basitçe bir seçim ya da tavrın değil, yoğun ve kaçınılmaz bir beyinsel değişim döneminin sonucudur.

 

7 Kasım 2024 Perşembe

Sahte Captcha Dolandırıcılığı

 

Sahte Captcha Dolandırıcılığı: Dijital Dünyanın Yeni Bir Tehdit

                Sahte Captcha saldırıları, siber suçluların sürekli gelişen taktikleri nedeniyle hala aktif bir tehdittir. Bu saldırılar, kullanıcıları insan olduklarını kanıtlamak için dolaylı olarak kendi elleri ile kötü amaçlı yazılım yükletmeyi amaçlıyor. Sonn 1 ay içerisinde dünya genelinde 2.1 milyon kullanıcı bu saldırıdan etkilenmiştir (Kaynak: Avast Tehdit Laboratuvarı).  

Hedef Kitle: Sahte Captcha saldırıları genellikle finansal işlemler yapılan veya kişisel bilgiler içeren web sitelerinde daha sık görülür.

Yapay Zeka ve Makine Öğrenmesi Etkisi : Siber suçlular, bu saldırıları daha etkili hale getirmek için yapay zeka ve makine öğrenmesi gibi teknolojileri kullanmaktadır.

Sahte Captcha Saldırıları Nasıl Çalışır?

Dolandırıcılar, kullanıcıları kimlik avı veya kötü amaçlı reklam gibi çeşitli tekniklerle kandırarak güvenliği ihlal edilmiş bir web sitesini ziyaret etmelerini sağlarlar. Burada, Captcha yoluyla insan olduklarını doğrulamaları istenir.

Saldırının İşleyişi:

  1. Komut Dosyası Enjeksiyonu: Kullanıcı, Captcha testini geçmek için ekrandaki talimatları takip ettiğinde, aslında zararlı bir komut dosyası bilgisayarına yerleştirilir. Bu komut dosyası, kullanıcının bilgisizliğiyle bilgisayarın arka planında çalışmaya başlar.
  2. Kullanıcı Etkileşimi: Komut dosyası, kullanıcıyı bilgisayarında "Çalıştır" penceresini açmaya ve buraya zararlı komut dosyasını yapıştırmaya yönlendirir.
  3. Kötü Amaçlı Yazılım İndirme: Kullanıcının bu işlemi yapmasıyla birlikte, komut dosyası çalışır ve bilgisayarına kötü amaçlı yazılım indirmeye başlar.

 


Neden Tehlikeli?

  • Kimlik Hırsızlığı: Bu yazılımlar, kullanıcıların şifreleri, banka bilgileri gibi hassas bilgilerini çalabilir.
  • Cihazın Kontrolü: Sızan zararlı yazılımlar, cihazı uzaktan kontrol edebilir ve diğer cihazlara bulaşabilir.
  • Finansal Kayıplar: Dolandırıcılar, çalıntı bilgileri kullanarak dolandırıcılık yapabilir.

Neler Yapılmalı?

  • Bilinmeyen veya güvenilir olmayan web sitelerindeki Captcha doğrulamalarına dikkat edin.
  • Lisanslı bir antivirüs programı kullanarak cihazınızı koruyun.
  • İşletim sisteminizi ve uygulamalarınızı güncel tutarak güvenlik açıklarını kapatın.
  • Karmaşık ve benzersiz şifreler oluşturun.
  • İki faktörlü kimlik doğrulama kullanın

Siber güvenlik sürekli gelişen bir alandır. Bu nedenle, kendinizi korumak için sürekli olarak bilgi sahibi olmanız ve güncel kalmanız önemlidir.

Not: Bu saldırı türü ile yalnızca güvenliği ihlal edilmiş bir web sayfasını ziyaret ettiğinizde karşılaşabilirsiniz. Bu metin bilgilendirme amaçlıdır ve herhangi bir hukuki veya profesyonel tavsiye olarak değerlendirilmemelidir.

31 Ekim 2024 Perşembe

Organlar ve Duygular Arasındaki İlişki

 

Geleneksel Çin Tıbbının (GÇT) organlar ve duygular arasındaki bağlantıları.

NOT: Bu yazı, GÇT hakkında genel bir bilgi sunmak amacıyla hazırlanmıştır ve tıbbi tavsiye olarak değerlendirilmemelidir.


Resim Açıklaması: 

  • Adness and Grief (Lung): Üzüntü ve keder (Akciğer)
  • Anger (Liver): Öfke (Karaciğer)
  • Joy (Heart): Neşe (Kalp)
  • Worry (Spleen): Endişe (Dalak)
  • Fear (Kidney): Korku (Böbrek)
  • Geleneksel Çin Tıbbı'nın (GÇT) binlerce yıllık geçmişi boyunca, insan vücudu ve zihni arasındaki karmaşık ilişkiyi anlamak için derinlemesine araştırmalar yapılmıştır. GÇT, sadece fiziksel hastalıkları tedavi etmekle kalmaz, aynı zamanda duygusal ve zihinsel sağlığın da vücut üzerindeki etkilerini inceler. Bu yazımızda, GÇT'nin temel prensiplerinden biri olan organlar ve duygular arasındaki bağlantıya odaklanacağız. Özellikle dalak, akciğer, karaciğer, kalp ve böbrek organlarının hangi duygularla ilişkili olduğu ve bu bağlantının sağlık üzerindeki etkileri hakkında detaylı bilgiler sunacağız.


    Dalak : vücudun bağışıklık sisteminde önemli bir rol oynar ve kan filtresi görevi görerek eski kan hücrelerini, bakterileri temizler.  GÇT, dalak aşağıdaki duygular ve rahatsızlıklarla bağlantılıdır:

    • Duygular : Endişe, dalgınlık veya belirli bir konuya aşırı odaklanma gibi aşırı zihinsel çalışma
    • Dalağın işlevi : Gıda sindirimi ve besin emilimi, kan ve enerji oluşumuna yardımcı olmak ve kanı kan damarlarında tutmak; kaslar, ağız ve dudaklarla bağlantılıdır; ayrıca düşünme, çalışma ve hafızayla da ilgilidir
    • Dalak dengesizliğinin belirtileri : Yorgunluk, iştahsızlık, mukus akıntısı, zayıf sindirim, karın şişkinliği, gevşek dışkı, ishal, zayıf kaslar, soluk dudaklar, morarma, aşırı adet kan akışı ve diğer kanama bozuklukları
    • Dalak koşulları : Dalak qi eksikliği, dalak qi'sinin inmesi, dalak yang eksikliği

     

    Akciğer: Vücuda oksijen getirir ve karbondioksiti uzaklaştırır. Keder ve aşağıdaki durumlarla bağlantılı olduğuna inanılır:

    • Duygular : Keder , üzüntü ve kopukluk
    • Akciğer fonksiyonu : Solunum, havadan enerji getirir ve bunun vücuda dağıtılmasına yardımcı olur; su metabolizmasını düzenlemek için böbreklerle birlikte çalışırlar; bağışıklık sisteminde ve virüslere ve bakterilere karşı dirençte önemlidirler; ter bezlerini ve vücut tüylerini düzenlerler ve cilde nem sağlarlar
    • Akciğer dengesizliğinin belirtileri : Nefes darlığı ve sığ solunum, terleme, yorgunluk, öksürük, sık soğuk algınlığı ve grip, alerjiler, astım ve diğer akciğer rahatsızlıkları, kuru cilt, depresyon ve aşırı ağlama
    • Akciğer rahatsızlıkları : Akciğer qi eksikliği, akciğer yin eksikliği ve akciğerleri tıkayan soğuk nem

    Karaciğer: Sindirim ve besinlerin işlenmesi temel işlevleridir.  Öfke, depresyon ve aşağıdaki fiziksel semptomlarla ilişkilendirilir:

    • Duygular : Öfke, kızgınlık, hayal kırıklığı, sinirlilik, küskünlük ve "kontrolden çıkma"
    • Karaciğer fonksiyonu : Vücutta enerji ve kanın düzgün akışında rol oynar; safra salgısını düzenler ve kanı depolar; tendonlar, tırnaklar ve gözlerle bağlantılıdır
    • Karaciğer dengesizliğinin belirtileri : Göğüslerde gerginlik, adet ağrısı, baş ağrısı, sinirlilik, yersiz öfke, baş dönmesi, kuru, kırmızı gözler ve diğer göz rahatsızlıkları ve tendonit
    • Karaciğer rahatsızlıkları : Karaciğer qi durgunluğu, karaciğer ateşi

    Kalp: Neşe ile ilişkilendirilir ancak neşenin dengesizliği ya çok fazla (huzursuzluk veya tedirginlik) ya da çok az (depresyon) olarak ifade edilir.  Kalp ile bağlantılı zihinsel ve fiziksel rahatsızlıklar;

    • Duygular : Coşku ve canlılık eksikliği, zihinsel huzursuzluk, depresyon, uykusuzluk, umutsuzluk
    • Kalp fonksiyonu : Kan dolaşımını ve kan damarlarını düzenler; düzenli ve dengeli nabızdan sorumludur ve canlılık ve ruhu etkiler; dil, cilt ve atardamarlarla bağlantılıdır
    • Kalp dengesizliğinin belirtileri : Uykusuzluk, çarpıntı, düzensiz kalp atışı, aşırı rüya görme, zayıf uzun vadeli hafıza ve psikolojik bozukluklar
    • Kalp rahatsızlıkları : Kalp yin ve kalp ateşi

    Böbrek: Atıkları ve fazla sıvıyı temizler. Böbrek, qi dengesizliği kronik korku veya kaygı olarak ortaya çıkar.

    • Duygular : Korkmuş, iradesi zayıf, güvensiz, mesafeli ve izole
    • Böbrek fonksiyonu : Üreme, büyüme, gelişme ve olgunlaşmadan sorumludur; su metabolizması ve solunumda akciğerlerle ilişkilidir; kemikler, dişler, kulaklar ve saçlarla bağlantılıdır
    • Böbrek dengesizliğinin belirtileri : Sık idrara çıkma, idrar tutamama, gece terlemeleri, ağız kuruluğu, kısa süreli hafıza zayıflığı , bel ağrısı, kulak çınlaması, işitme kaybı, diğer kulak rahatsızlıkları, erken yaşta beyazlayan saçlar, saç dökülmesi ve osteoporoz
    • Böbrek rahatsızlıkları : Böbrek yin eksikliği, böbrek yang eksikliği

    GÇT'de Kullanılan Bazı Terimler

    • Qi: Evrende ve vücuttaki yaşam enerjisini ifade eder.
    • Yin: Soğuk, karanlık, pasif ve içe dönük enerjiyi temsil eder.
    • Yang: Sıcak, aydınlık, aktif ve dışa dönük enerjiyi temsil eder.
    • Eksiklik: Bir organın enerjisinin veya özünün yetersiz olması.
    • Aşırı: Bir organın enerjisinin veya özünün aşırı olması.

    Sonuç olarak, GÇT, organların sadece fiziksel değil, aynı zamanda duygusal ve zihinsel sağlıkla da yakından ilişkili olduğunu vurgulayan bütüncül bir yaklaşım sunar. Bu yaklaşım, duygusal dengesizliklerin fiziksel rahatsızlıklara neden olabileceğini ve bu rahatsızlıkların sadece fiziksel değil, aynı zamanda duygusal ve zihinsel düzeyde de tedavi edilmesi gerektiğini öne sürer.

    14 Ekim 2024 Pazartesi

    Yapay Zekâ ve Makine Öğrenimi Arasındaki Farklar

     Yapay Zekâ ve Makine Öğrenimi Arasındaki Farklar

    Yapay zekâ ve makine öğrenimi, sık sık birbirinin yerine kullanılan ancak farklı anlamlara gelen iki kavramdır. Yapay zekâ ve makine öğrenimi, birbirini tamamlayan ve teknolojinin geleceğini şekillendiren iki önemli kavramdır. Makine öğrenimi, yapay zekânın bir alt dalı olarak, yapay zekânın gerçek dünyadaki uygulamalarını güçlendirmektedir.

    • Yapay zekâ: Bir araba gibi düşünebiliriz. Araba, bizi bir yerden bir yere götürme gibi genel bir amaca hizmet eder. Daha geniş bir kavram olup, makinelerin insan gibi düşünmesini hedefler.
    • Makine öğrenimi: Arabanın içindeki navigasyon sistemi gibidir. Bu sistem, haritaları kullanarak en iyi rotayı belirler ve bize uygun rotalar sağlar. Yapay zekânın bir alt dalı olup, verilerden öğrenerek belirli görevleri gerçekleştirmeye odaklanır.


    Daha teknik olarak:

    • Yapay zekâ (Yapay Zekâ): Makinelerin insan benzeri zekâ sergilemelerini sağlayan bir bilgisayar bilimi dalıdır. Bu, problem çözme, öğrenme, karar verme ve doğal dil işleme gibi yetenekleri içerir. Yapay zekâ, geniş bir alanı kapsar ve makine öğrenimi bunun bir alt kümesidir (Satranç oynayan bir bilgisayar, bir chatbot veya otonom bir araba).
    • Makine öğrenimi: Yapay zekânın bir alt dalı olup, bilgisayarların verilerden öğrenerek daha iyi tahminler yapmasını sağlar. Makine öğrenimi algoritmaları, büyük miktarda veriyi analiz ederek kalıpları belirler ve bu kalıpları kullanarak gelecekteki olayları tahmin eder (Bir e-ticaret sitesindeki ürün önerileri, bir yüz tanıma sistemi veya spam filtreleri).

    Neden bu ayrım önemli?

    • Farklı amaçlar: Yapay zekâ, genel amaçlı bir zekâ yaratmayı hedeflerken, makine öğrenimi belirli bir görevi daha iyi yapmak için kullanılır.
    • Farklı teknikler: Yapay zekâ, çok çeşitli teknikleri içerirken, makine öğrenimi genellikle istatistiksel yöntemlere dayanır.
    • Farklı uygulamalar: Yapay zekâ, çok geniş bir uygulama alanına sahipken, makine öğrenimi genellikle daha spesifik problemleri çözmek için kullanılır.

    Makine Öğrenimi Algoritmaları ve Türleri

    Makine öğrenimi, temel olarak verilerden öğrenen algoritmalara dayanır. Bu algoritmalar, büyük veri kümelerini analiz ederek, gelecekteki olayları tahmin etmek veya belirli görevleri otomatikleştirmek için kullanılır.

    • Denetimli Öğrenme: Veri kümesindeki her örneğin doğru bir etiketle eşleştirildiği öğrenme türüdür. Örneğin, bir e-postanın spam olup olmadığını belirlemek için kullanılan algoritmalar denetimli öğrenme yöntemiyle eğitilir.
    • Denetimsiz Öğrenme: Veri kümesindeki örneklerin herhangi bir etiketi bulunmaz. Bu durumda, algoritma verilerdeki doğal grupları veya kalıpları bulmaya çalışır. Müşteri segmentasyonu ve sahtekarlık tespiti, denetimsiz öğrenmenin kullanıldığı örnekler arasındadır.
    • Pekiştirmeli Öğrenme: Bir ajan, bir ortamda eylemler yaparak deneyim kazanır ve bu deneyimlerden öğrenerek ödüllerini maksimize etmeye çalışır. Satranç oynayan bilgisayarlar ve otonom araçlar, pekiştirmeli öğrenmenin tipik örnekleridir.

    Popüler Yapay Zekâ Uygulamaları ve Kullanılan Makine Öğrenimi Türleri

    • Sesli Asistanlar (Siri, Alexa, Google Asistan): Doğal dil işleme ve makine öğrenimi teknikleri kullanılarak, kullanıcıların sesli komutlarını anlar ve yanıtlar. Bu sistemler, büyük miktarda ses verisi üzerinde eğitilir ve sürekli olarak iyileştirilir. (Denetimli Öğrenme)
    • Görüntü Tanıma: Nesne tanıma, yüz tanıma gibi uygulamalarda kullanılır. Örneğin, bir fotoğraftaki bir nesneyi tanımlamak için derin öğrenme algoritmaları kullanılır. (Denetimli Öğrenme)
    • Öneri Sistemleri: E-ticaret sitelerinde ürün önerisi, müzik platformlarında şarkı önerisi gibi uygulamalarda kullanılır. Kullanıcı davranışlarını analiz ederek kişiselleştirilmiş öneriler sunar. (Denetimsiz Öğrenme)
    • Otonom Araçlar: Çevrelerini algılamak, karar vermek ve hareket etmek için çeşitli sensörler ve makine öğrenimi algoritmaları kullanır. (Pekiştirmeli Öğrenme)
    • Sağlıkta Yapay Zekâ: Hastalık teşhisi, ilaç keşfi ve kişiselleştirilmiş tedavi planları oluşturmak için kullanılır. Tıbbi görüntüleme verileri üzerinde derin öğrenme modelleri eğitilir. (Denetimli Öğrenme)

    Yapay Zekâ ve Makine Öğreniminin Geleceği

    Yapay zekâ ve makine öğrenimi, hızla gelişen teknolojilerdir ve gelecekte birçok alanda devrim yaratması bekleniyor. Özellikle sağlık, finans, üretim ve ulaşım gibi sektörlerde önemli etkileri olacak.

    • Daha Akıllı Cihazlar: Evlerimizdeki cihazlar, daha akıllı hale gelerek yaşamımızı kolaylaştıracak.
    • Kişiselleştirilmiş Hizmetler: Her bireye özel ürün ve hizmetler sunulacak.
    • Yeni İş Modelleri: Yapay zekâ sayesinde yeni iş modelleri ortaya çıkacak ve mevcut iş modellerinde dönüşümler yaşanacak.

    Özetle, yapay zekâ ve makine öğrenimi, günümüzde birçok alanda kullanılan ve geleceğin teknolojilerini şekillendirecek önemli konulardır. Bu konuyu daha derinlemesine incelemek için derin öğrenme, doğal dil işleme, bilgisayarlı görü gibi alanlara göz atabilirsiniz. Sonraki yazılarda bu konulara da değinilecek.

     

    Okuma Stratejilerinin Öğretilmemesi

      Okuma Stratejilerinin Öğretilmemesi Bu yazı, Çocuklar Okuduklarını Neden Anlamakta Zorlanıyor? başlıklı konunun devamıdır.  Okuma, sade...