İnsanlığın yarısı yapay zekayı kullanıyor.
GWI’nin 2026 yılı internet
kullanım istatistiklerinin bir değerlendirmesi.
Geniş Tanım Kapsamı:
Veriler sadece ChatGPT veya Claude gibi bağımsız platformları değil, Google
arama motoru yapay zekâ özetlerini, Microsoft Office ve Google Workspace
entegrasyonlarını, Canva ve Adobe gibi tasarım araçlarındaki yerleşik yapay
zeka özelliklerini de kapsar.
GWI Nedir, Ne İş Yapar?
GWI; dünya genelindeki internet
kullanıcılarının dijital davranışlarını, sosyal medya alışkanlıklarını, satın
alma eğilimlerini ve teknoloji kullanım biçimlerini inceleyen Londra merkezli
küresel bir pazar araştırma şirketidir.
GWI'nin Temel anketinin kapsadığı
54 coğrafya arasında, yetişkin katılımcıların yarısından azının son bir ay
içinde yapay zekâ kullandığını söylediği tek ülke Japonya'dır.
Ancak, Avrupa ve Kuzey
Amerika'daki çoğu ülkede yapay zekâ kullanım oranlarının küresel ortalamanın
oldukça altında kalması özellikle dikkat çekicidir. Kısaltılmış listeyi
şu şekilde çıkardım:
|
S. |
Ülke / Bölge |
Benimseme Oranı (%) |
|
1 |
Kenya |
97,50% |
|
2 |
Birleşik Arap Emirlikleri |
94,20% |
|
3 |
Endonezya |
93,60% |
|
4 |
Mısır |
93,40% |
|
5 |
Filipinler |
92,60% |
|
6 |
Malezya |
91,80% |
|
7 |
Vietnam |
91,30% |
|
8 |
Brezilya |
90,60% |
|
9 |
Güney Afrika |
89,90% |
|
10 |
Nijerya |
89,40% |
|
11 |
Suudi Arabistan |
89,30% |
|
12 |
İsrail |
88,70% |
|
13 |
Türkiye |
88,60% |
|
16 |
Çin |
86,40% |
|
23 |
Yunanistan |
82,20% |
|
27 |
Norveç |
80,20% |
|
28 |
Hindistan |
79,90% |
|
32 |
Güney Kore |
77,00% |
|
35 |
İsviçre |
75,60% |
|
36 |
İrlanda |
75,30% |
|
42 |
ABD (U.S.A.) |
71,50% |
|
46 |
Almanya |
70,30% |
|
47 |
İtalya |
70,00% |
|
50 |
Rusya |
67,90% |
|
51 |
Fransa |
62,90% |
|
52 |
İngiltere (U.K.) |
62,80% |
|
54 |
Japonya |
49,60% |
Bu rakamlara bakınca dikkat
çekici olan gelişmiş ülkelerin yapay zekâ benimseme oranlarındaki oransal
düşüklük. Bunun nedenleri birçok açıdan farklı şekillerde yorumlanabilir ancak
benim değerlendirmelerim şu şekilde:
1. "Sıçrama"
(Leapfrogging) Etkisi
Gelişmiş ülkeler, teknolojik gelişim
süreçlerini basamak basamak yaşadılar. Önce masaüstü bilgisayarlar, kablolu
internet, kurumsal yazılımlar ve ardından mobil dünya sıralamasıyla. Batı'daki
sistemler ve kullanıcı alışkanlıkları bu yerleşik düzene göre şekillendi.
- Asya ve Afrika'da Durum: Bu bölgelerdeki
birçok ülke, geleneksel altyapı süreçlerini pas geçerek doğrudan "mobil
öncelikli" dünyaya gözünü açtı.
- Yapay Zekâ Entegrasyonu: Altyapıları eski
sistemlere bağımlı olmadığı için, en yeni teknolojiyi ve dolayısıyla yapay
zekayı doğrudan mevcut mobil ekosistemlerine entegre etmekte hiçbir direnç
göstermediler.
2. Ekonomik Kaldıraç ve
"Zorunluluktan Doğan İnovasyon"
Gelişmiş ülkelerde bireyler ve
işletmeler pahalı yazılımlara, danışmanlara, yasal desteğe veya profesyonel
hizmetlere bütçe ayırabiliyor ve bu durum bir toplumsal hafızayı da beraberinde
getiriyor. Örneğin ülkemizde danışmana, avukata, sigortacıya, emlakçıya,
muhasebeciye para ödenmeyeceği veya ödenmesine gerek olmadığı davranış modeli
çok yaygındır.
- Gelişmekte Olan Ülkelerde Durum: Yapay zekâ;
bütçesi yetersiz olan küçük işletmeler, serbest çalışanlar ve öğrenciler
için ücretsiz ya da çok ucuz bir kaldıraç anlamına geliyor.
- Yapay zekayı bir "amaca ulaşma aracı"
olarak görme ihtimalleri de çok yüksek. Çeviri yapmak, uluslararası pazara
uygun e-postalar yazmak, kodlama öğrenmek veya dijital içerik üretmek için
yapay zekayı hayati bir iş ortağı olarak benimsiyor olabilirler.
3. Bürokrasisi, Telif Hakları
ve Veri Gizliliği Kaygıları
Batı dünyası yapay zekaya karşı
büyük bir temkinlilik ve yasal bariyer kalıbı ile yaklaşıyor.
- Batı'daki Direnç: Telif hakları davaları,
KVKK/GDPR gibi katı veri gizliliği kuralları ve "yapay zekâ işimizi
elimizden alacak" korkusu hem kurumsal şirketlerde hem de bireylerde
adaptasyonu yavaşlatıyor. Şirketler çalışanlarının yapay zekâ araçlarını
kullanmasını kısıtlıyor.
- Asya ve Afrika'daki Durum: Bu bölgelerde
yasal düzenlemeler henüz Batı kadar katı ve sınırlayıcı değil. Dolayısıyla
hem teknoloji şirketleri ürünlerini buralarda daha rahat yayıyor hem de
halk yasal kaygılar gütmeden bu araçları daha hevesli ve hızlıca tüketiyor.
4. Küresel Teknoloji
Devlerinin Pazar Stratejileri
Meta, Google ve Microsoft gibi
devler, Batı pazarlarında doyuma ulaştıkları için büyüme stratejilerini Asya ve
Afrika gibi "milyarlık potansiyele sahip" nüfuslara çevirdiler.
- Bu ülkelerde internet paketlerinin içine yapay zekâ
destekli arama motorları, WhatsApp tabanlı yapay zekâ asistanları (Meta AI
gibi) entegre edildi.
- Halk, metindeki analizde de belirtildiği gibi,
Google'da arama yaparken veya mesajlaşırken arka planda zaten yapay zekâ
kullandığının farkında bile olmadan bu ekosisteme dahil oldu.
5. Kültürel Yaklaşım ve
Demografi
Batı ülkeleri (özellikle Japonya,
Almanya, İngiltere) yaşlanan bir nüfusa sahip. Yaş ortalaması yükseldikçe yeni
nesil veya devrimsel nitelikteki teknolojilere uyum sağlama hızı düşüyor. Japonya'nın
%50'nin altında kalmasının en büyük sebeplerinden biri yaşlı nüfus olabilir.
- Afrika ve Asya'da Durum: Kenya ve Endonezya
gibi ülkeler genç, dinamik ve teknoloji meraklısı bir nüfusa sahip. Genç
beyinler, hayatı kolaylaştıran her yeni dijital aracı çok daha hızlı
benimsiyor.
Sonra aklıma şu soru geldi: uzun
vadede bu kullanım dağılımı küresel ölçekte neleri değiştirebilir? Yapay zekânın
da desteğiyle şu muhtemel sonuçlara ulaştım:
Yapay zekanın Asya/Afrika
hattında bu denli yüksek, Batı’da ise daha temkinli benimsenmesi, dünya
dengelerinde kartların yeniden dağıtılmasına yol açacaktır.
Bu değişimi bahsettiğiniz alanlar
üzerinden ve dezavantajlı ülkelerin yakalayabileceği "fırsat
eşitliği" penceresinden derinlemesine inceleyelim:
1. Dünya Dengelerinde Uzun
Vadeli Değişimler
A. Kültürel Alan: "Yapay Zekâ
Oryantalizmi" ve Kültürel Emperyalizmin Kırılması
Yıllardır sinema, edebiyat,
akademik literatür ve hatta dil kalıpları üzerinden dünyaya yön veren baskın
bir Batı (özellikle Anglo-Amerikan) kültürü vardı.
- Yeni Dengede: Yapay zekâ modelleri, onları
en çok besleyen ve kullanan kitlelerin dil yapılarına, mantık
silsilelerine ve kültürel kodlarına göre optimize edilmeye başlanacak.
- Doğu ve Afrika ülkeleri yapay zekayı kitlesel
olarak kullandıkça, bu araçlar yerel dilleri (örneğin Svahili, Endonezce,
Türkçe, Vietnamca) ve yerel anlatıları çok daha güçlü bir şekilde dijital
dünyaya taşıyacak. Kültürel üretim ve nüfuz Doğu'ya doğru kayacaktır.
B. Bilimsel ve Akademik Alan:
"Tersine Beyin Göçü" ve Dağıtık İnovasyon
Geleneksel olarak bilimsel bir
buluş yapmak; devasa bütçeli laboratuvarlara, Batı'daki seçkin üniversitelere
(MIT, Oxford vb.) ve milyar dolarlık araştırma fonlarına erişim gerektiriyordu.
- Yeni Dengede: Yapay zekâ, dünyanın en
gelişmiş laboratuvar kitaplığını ve işlem gücünü Kenya'daki ya da
Endonezya'daki bir gencin bilgisayarına indiriyor.
- Protez tasarımından tarımsal verimlilik
algoritmalarına, yeni malzeme biliminden yerel hastalıkların tedavisine
kadar birçok bilimsel araştırma artık "laboratuvarsız
inovasyon" ile Doğu'da filizlenecek. Batı'nın akademik
tekelciliği ciddi bir darbe alacaktır.
C. Toplumsal ve Ekonomik Alan:
Akıllı Bürokrasi ve Hızlı Sıçrama
Batı ülkeleri, hantal ve eskiyen
kurumsal yapılarını (sağlık sistemleri, vergi daireleri, bankacılık
altyapıları) yapay zekaya entegre etmekte regülasyonlar nedeniyle çok
zorlanıyor.
- Yeni Dengede: Gelişmekte olan ülkeler,
sıfırdan "Yapay Zekâ Destekli Devlet ve Bürokrasi" modelleri
inşa ediyorlar. Sağlık taramalarının doğrudan mobil uygulamadaki yapay
zekayla yapıldığı, adalet sisteminde basit uyuşmazlıkların yapay zekâ
hakemleriyle çözüldüğü, daha akışkan ve verimli toplum modelleri Doğu'da
yükselecektir.
2. Dezavantajlı Ülkeler İçin
Bir "Fırsat Eşitliği" İmkânı Olabilir mi?
Evet, kesinlikle bir
"kestirme yol" (Bilişsel Sıçrama) imkânı sunuyor. Tarihte sanayi
devrimini kaçıran bir ülkenin aradaki farkı kapatması yüzyıllar alıyordu çünkü
ağır sanayi, demiryolları ve fabrikalar muazzam bir sermaye gerektiriyordu.
Ancak yapay zekâ devrimi "bilişsel ve dijital" bir devrimdir.
Giriş bariyeri sadece bir internet bağlantısı ve bilgisayardan ibarettir.
Dezavantajlı ülkeler bu fırsat
eşitliğini şu 3 kaldıraçla avantaja çevirebilir:
- Sermaye Eşitliği (Düşük Maliyetli İş Gücü
Dönüşümü): Bugün Hindistan, Filipinler ve Türkiye gibi ülkeler; Batılı
bir şirketin on binlerce dolara yaptıracağı yazılım, grafik, analiz ve
müşteri ilişkileri operasyonlarını yapay zekâ kaldıraçlı yerel iş gücüyle
çok daha ucuza ve aynı kalitede sunabiliyor. Bu, küresel sermayenin
dezavantajlı ülkelere akmasını hızlandırır.
- Eğitimde Fırsat Eşitliği: En kaliteli
öğretmenlere veya pahalı kolej eğitimine ulaşamayan dezavantajlı
bölgelerdeki çocuklar, yapay zekayı (örneğin kişiselleştirilmiş bir
mentörü) kullanarak Batı'daki akranlarıyla aynı bilgi seviyesine, aynı
sürede ulaşabiliyor. Bu, "bilişsel sermayenin" dünyada homojen
(eşit) dağılmasını sağlayacaktır.
- Dil Bariyerinin Ortadan Kalkması: Küresel
ticaretin ve bilimin önündeki en büyük engel "akıcı İngilizce"
bilmemekti. Kusursuz simültane çeviri ve yapay zeka destekli iletişim
araçları sayesinde, ana dili İngilizce olmayan dezavantajlı ülkelerdeki
girişimciler, küresel pazarda hiçbir dezavantaj yaşamadan ticaret
yapabiliyor.
Resmin Diğer Yüzü: "Yapay
Zekâ Sömürgeciliği" Riski
Bu bir fırsat eşitliği doğursa da
çok kritik bir tuzağı da barındırıyor. Eğer dezavantajlı ülkeler yapay zekayı
sadece "tüketen" tarafta kalırsa, bu durum yeni bir
sömürgecilik modeli doğurur.
- Risk: Altyapı, büyük veri merkezleri ve ana
algoritmalar (OpenAI, Google, Microsoft) yine Batı'nın veya büyük
teknoloji devlerinin elinde kalırsa; Doğu ve Afrika sadece bu sistemlerin
"veri hamallığını" ve "ücretli tüketiciliğini" yapmış
olur.
Özetle;
Eğer Türkiye, Asya ve Afrika
ülkeleri bu yüksek kullanım oranlarını sadece bir şeyler tüketmek veya eğlenmek
için değil; kendi yerel yapay zekâ modellerini geliştirmek, eğitimi dönüştürmek
ve üretim süreçlerini akıllandırmak için bir kaldıraç olarak kullanırlarsa,
dünya tarihindeki en büyük güç ve refah transferi gerçekleşecektir.





